14 Mart 2017 Salı

YETKİNLİĞİN FORMÜLÜ

Bir İ.K. Uzmanının bilmesi gereken en önemli noktadır, "yetkinlik". Kısaca, bir işi yapma düzeyi diye tanımlansa da, aslında bu kadar basit değildir. Yetkinlik, biraz deşildiğinde içinden "Yetenek" ve "Yapabilirlik" çıkar. Yetenek, "kişilik" ve "beceri"'den oluşurken, yapabilirlik; "bilgi" ve "tecrübe"den oluşur. Bir İ.K. uzmanı, doğru işe doğru insanı alabilmesi için, kişilikleri iyi bilmesi, bu konuda eğitim alması gerekir. Çünkü, her insan, her şey olmaz. Bazı işler, bazı kişilikler için uygunken, bazı kişilikler için uygun olmayabilir. Ayrıca, hangi iş kollarının hangi becerilerin gerektirdiğini bilmek, bu becerilerin gelişimi için, hangi eğitimlerin, hangi düzeyde alınmasını bilmek zorundadır İ.K.'cı. Çünkü, yetkinlik sadece yetenekten oluşmaz, bir diğer adımıdır, "yapabilirlik". Yapabilirlikte sadece bilgi değil, yaşanmış tecrübedir aynı zamanda... Eğitim; bilgi ve yaşanmış tecrübeyle harman edilirse, tadına doyulmaz bir hal alır usta eğitimcinin elinde... Bu yüzden, her kişinin harcı değildir, her eğitimi vermek. O işin uzmanı, er kişidir, yetkinliklidir o konuda. Bilirse bunu bir İ.K.'cı, doğru işe doğru insanı alır; eğitir onları, yetkin eğitimcinin elinde...
İşte, yetkinliğin formülü... Yetkinlik = Yetenek + Yapabilirlik... Einsten yaşasaydı, belki şöyle yazardı bu formülü: y = 2y

Resimdeki yetkinlik tablosu forekse çıktı alıp, odanıza asmak isterseniz, yüksek çözünürlükte PDF dosyası linki aşağıdadır.
Yetkinlik Nedir Tablosu indir (379 Kb)

YETKİNLİK DÜZEYİ TABLOSU

İşletmelerde personel seçme ve yerleştirmenin temeli; aranan yetkinliklere uygun personelin bulunmasına bağlıdır. Yetkinlikte iki düzey vardır: "Yetenek" ve " Yapabilirlik".  "Yetenek"; kişilik ve beceriyi düzeyini gösterirken, "Yapabilirlik"; ise bilgi ve yaşanmış tecrübeleri gösterir. İşletmeye alınacak bir personelin tecrübe ve bilgisi ne kadar yüksek olursa olsun, yeteneği bu işe uygun değilse, yetkinlik düzeyi düşük demektir. Yetenek düzeyi (yani kişilik ve becerisi) kolay kolay artırılamaz. Çünkü, kişilik kolay değişmez, beceri ise o kişide yok ise kazandırılamaz. Ancak, o kişide o işle ilgili beceri var ise, eğitimle geliştirilebilir.
İşletmeye alınacak bir personelin kişiliği ve becerisi o pozisyon için uygun ise mesleki tecrübesi ve bilgisi az ise yetki düzeyi yine düşük olacaktır. Ancak, yapabilirlik düzeyi eğitimle ve tecrübe aktarımıyla giderilir. Böylelikle personelin yetkinlik düzeyi yükseltilmiş olur. Personelin işe alım sürecinde kişilik ve beceri düzeyi; kişilik testleri veya değerlendirme merkezi uygulamalarıyla ölçülebilir.

Tabloyu forekse baskı almak istiyorsanız, yüksek çözünürlükte PDF dosyasını aşağıdaki linkten indirmenizi tavsiye ederiz.
Yetkinlik Tablosunu indir (169 Kb)

2 Şubat 2017 Perşembe

ORTA DÜZEY YÖNETİCİ YETKİNLİKLERİ

İnfografik; grafikle bilginin birlikte kullanıldığı resimlerdir. Buradaki amaç; resimler yardımıyla bir bilginin akılda kalıcılığını pekiştirmektir.
Bir çok alanda olduğu gibi, iş dünyasında da infografikler kullanılmaktadır.
Bizler de, sizlerin istifade etmeniz için bazı konularda infografik hazırladık.
Üstelik, bu infografikleri eğitimlerde ve sunumlarda kullanabilmeniz için yüksek çözünürlükte PDF dosyasını hazırladık. Aşağıdaki linkleri tıkladığınızda, foreks baskı alıp eğitimlerde kullanmanız veya duvarınıza asmanız mümkün.
Resmin üzerini tıklayıp, büyük boyutta görebilirsiniz. Resmin üzerini sağ tıkladığınızda bilgisayarınıza veya tabletinize indirip, eğitim sunumlarınızda kullanabilirsiniz.

İnfografiğin, foreks baskı almak için yüksek çözünürlüğü PDF dosyasını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
Orta Düzey Yönetici Yetkinlikleri (1 Mb)

11 Ekim 2016 Salı

ÇANTANIZDAKİ İSVİÇRE ÇAKISI: TAKIM ÇALIŞMASI


 Ustaların sıkça kullandıkları aletleri koydukları çantadır "Takım Çantası". Yanı başındadır, nereye gitse onunladır. Her cinsten, her sıkıntıyı halledecek bir alet vardır o çantada. İşini çözecek, problemi giderecek derman vardır onun içinde. Kimi zaman bir somun, kimi zaman bir vida, derdine derman olur ustanın.
   Farkı yoktur şirketlerdeki yöneticilerin, işini iyi bilen bir ustadan. İkiside problem çözer, derde derman olur, işleri yoluna koyar. Yöneticinin de "takım çantası" vardır yanından ayırmadığı. Çalışma hayatında başına gelen problemleri çözeceği bir vida, bir somun, bir tornovida... İşte onlardan biridir çantadaki takım çalışması... Şahlandırır ekibi, karışık grupları takım yapar, verimli çalıştırır, vurur onikiden hedefi...
   Peki, neyle beslenir bu makina? İletişim; içindeki çarklardır işleyişi yürüten, birindeki arıza çalıştırmaz makinayı... Motivasyon bu aletin yağıdır, dozunda fazla cıvıtmadan. Delegasyon; parlatır, canlılık verir, devamını sağlar, takım çalışmasını... Geri Bilidirim; olmazsa olmaz, sıkar somunları, sağlamlaştırır takım çalışmasını... Sevgi; bu aletin pili, sürekli şarj ister, ihmal edilirse ölür, akıllı kullanırsa uzar ömrü...
   İyi bilmek de lazım bu çakının nasıl kullanıldığını. Ustalık ister, ustaların ustalık aletidir takım çalışması. Ekibi "takım" yapar, canlandırır bireyleri. Başarının altındaki barkottur "takım çalışması". Amma, bilmeyince kullanmasını, zarar verir ekibe, umutları kırar, dağıtır birer birer elemanları. Kazanayım derken ekibi, hüsran olur onca emek, bulumayınca ustasını. Sonra, ararsın başka bir usta ki; senin hunharca dağıttını toplasın bir çırpıda.
  Liderlik mi, Takım Yöneticisi mi? Hep karıştırılır bu iki kavram. "Lider, arkasından takip edilen varsa
liderdir" der Peter Drucker ve ilave eder "Lider olunmaz, doğulur". Peki lider doğmadıysan, nasıl olacak bir takımı yönetmek... Takım çantasınızda bir alet, yetişir imdadımıza.  Öğrenilir mi peki kullanmayı bu mucize makinayı... Öğrenilir tabii, ancak ustaca kullanmak zaman ister, sabır ister, deneyim ister, eğitim ister ilk bakışta. Belki ilk kullanış biraz acemice olsada, çıraklıktan sonra, kalfalık ve ustalık gelir sırayla. Bir de; eğitimi iyi bir ustanın yanında aldın mı deyme keyfine, yapar seni birden çıraktan usta... Eskilerin bir tabiri varmış sıkça kullanılan, "fem-i muhsinden öğren, ne öğreneceksen". Unutma bunu asla...
   Harika takımların içinde çalışıp, harika takımlar yönetmeniz dileğiyle...
   
   Serdar Dumansız (İnsan Kaynakları Uzmanı - 2016)

30 Haziran 2016 Perşembe

YETENEKLERİYLE İNSANOĞLUNUN İMTİHANI

Yüce Yaratıcı; her insanın cebine farklı farklı yetenek koyarak göndermiş tüm insanları bu dünya hayatına.
Kimi bunların farkına varmış, yeteneklerine yetenek katmış; cebinde azıcık parasıyla ticaret yapıp, bu paraları koyacak yer bulamayan milyonerler gibi.
Kimi çar-çur etmiş cebindekileri, bilememiş kıymetini, harçlığını bitiren çocuklar misali...
Kimileri de farkına olamamış ceplerindekileri, kaçırmış fırsatları, anlamamış değerini...
Sahip olduğumuz yetenekler; tatlı yapmak için gerekli olan malzemelere benziyor sanki...
Nasıl ki aynı malzemeleri kullanarak farklı farklı tatlılar yapabiliyorsak, farklı yeteneklerimizi de kullanarak; farklı farklı hayatlar kurabiliriz.
   Yeteneklerdir bizi tatlandıran.
   Yeteneklerdir bize değer katan,
   Yeteneklerdir bizi  farklılaştıran.
   Yeteneklerdir bazen başımızı belaya sokan.
Yetenekleri yerinde, kararında, farklı oranlarda kullanmakta yetenek ister aslında.
En çok üzüldüğüm de bu insanlardır. Yeteneklerini nasıl, nerede kullanacağını bilemeyenler.
İnsan Kaynakları Uzmanlarının en önemli görev değil midir; usta bir tatlıcı gibi, yeni tarifler öğretmek çalışanlara.
Birlikte çırpmak, karıştırmak, pişirmek, piştikten sonra tadına birlikte bakmak.
Pişen her tatlıda, yeni bir lezzete, hayata, mutluluğa yelken açmak.
Bu yapabilmek için anlamak lazım değil midir; undan, sütten, yumurtadan, yetenekleriyle insanoğlundan.
Zaman zaman hepimiz yaşıyoruzdur bu durumu, ne dersiniz?
Bir de ad koydum bu duruma; "yetenekleriyle insanoğlunun imtihanı"
Yeteneklerimizle, farklı hayatlar kurabilmemiz dileğiyle...

12 Nisan 2016 Salı

YETKİNLİK FARKLILIKLARINI GÖREBİLMEK

   
İnsan Kaynakları Yönetiminde en önemli noktadır "yetkinlikler". İş yapma becerisi olarak tanımlanan yetkinlikler, "doğru kişiyi işe alma", "eğitim yönetimi", "performans yönetimi" için olmazsa olmazdır. Yetkinliklerin çıkarılması, tespit edilmesi, ölçülmesi kadar, doğru yetkinliklerin tanımlanması da önemlidir. Yanlış bir teşhis, bir hastayı ölüme götüreceği gibi, yanlış bir yetkinlik tanımı ve teşhisi, "çalışan memnuniyetsizliği", "kurum içi çatışma", "işten çıkış ve istifa" olarak geri döner bizlere.
     Dıştan bakışta bazı yetkinlikler benzer gibi görünür, ama farklıdırlar. Doğru analiz etmek gerekir yetkinlikleri. İşte bunun ispatı yaşanmış bir hikaye…

Ünlü kalp ve damar cerrahı Michael DeBakey arabasını tamire götürmüş. Tamirci:
    - “Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?”

Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
    - “Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!”

13 Nisan 2015 Pazartesi

CV'İM FARKLI, O ZAMAN İŞE ALIN BENİ!

Cv'lerde kullanılan fotoğraflara dikkat edin. Bazı adaylar farklı olmak için, ilginç fotoğraflar kullandığını görebiliyorsunuz. Resimdeki aday, kendine göre güler yüzlü bir fotoğraf koymuş CV'sine. Fotoğraf sanki "dişçide" çekilmiş gibi...

8 Nisan 2015 Çarşamba

ÇATIŞMA YÖNETİMİ

Uzmanlar; çatışmayı iki gruba ayırırlar. Menfaatlerin çatıştığı, uzlaşmanın olmadığı "Negatif Çatışma", uzlaşmanın ve grup çalışmasının etkin olduğu "Pozitif Çatışma". "Negatif Çatışma"'da kalp kırıklıkları, küsmeler, üzülmeler, işten ayrılmalar, mobbing görülürken, "Pozitif Çatışma"da; ortak akıl, uzlaşma, adam yerine konma, kuruma ve yöneticiye bağlılık görülür. "Negatif Çatışma", kaosa götürürken, "Potitif Çatışma" başarıya götürür.

20 Mart 2015 Cuma

MERAK İLMİN HOCASIDIR

Merak ilmin hocasıdır derler. Doğrudur. Merak olmadan öğrenmek, acıkmadan yemek yemeğe benzer. Merak ise, iştah açısı şeylerdir. İyi bir eğitmen (ister okul, ister yetişkin eğitiminde olsun) öncelikle meraklı olmalı, eğitimlerine gelenlerde de merak uyandıran aktiviteler yapmalı. Kimi zaman konuyla ilgili ilginç bir video, kimi zaman farklı bir ortamda dersin yapılması. Konulara merak uyandırılmadığında, eğitimler rutin, tek düze, yine aynı şeylerin anlatıldığı ortamlara dönüşmekte.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

ACEMİ KAPTAN

Açık denizlerde bir kuğu gibi süzülen harika turistik bir geminiz var. Bu gemiye yeni bir kaptan aldınız. Tam istediğiniz gibi, iyi bir üniversiteden yeni mezun. Geminizde üçüncü kaptan olarak işe başladı. Oryantasyon eğitimini verdiniz. İşini, iş ortamını tanıttınız. Diğer kaptanlar ve İş arkadaşlarıyla tanıştırdınız. Hayırlı olsun! Eeee... Her şey bitti mi?  Bu kaptanın gelişimini kim takip edecek? İşe uyum sağladığını, yaptığı işle ilgili bilmesi gerekenleri öğrenip, öğrenmediğini kim bilecek? Ya hata yaparsa! Yaptığı hatalarda onu kim uyaracak? Doğruyu kim gösterecek?
İş hayatında yaşayabileceğimiz her türlü sorunun çözümü okullarda öğretilmiyor. İşimizi dört-dörtlük yapabilmek için tecrübeli çalışanların mentörlüğüne ihtiyacımız var. Yani; tecrübeli bir çalışanın gözetiminde, onun kontrolünde, birlikte çıkacak problemleri yaşayarak, çözümlerini de birlikte üreterek öğrenme işidir mentörlük. Süreyle de sınırlı değildir. Mentörlük yapılan kişinin pişmesine, olgunlaşmasına, o işi en iyi öğreneceği ana kadar devam eder mentörlük.  İşi iyi bilen, daha az bilenlere tecrübelerini paylaşarak, yetişmelerine, gelişmelere imkân sağlarlar. O zaman hatalar azalır, ortadan kalkar.
Nisan 2014 tarihinde Güney Kore sahillerinde yaşanan üzücü deniz kazası, bize mentörlüğün ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Şayet, batan geminin birinci veya ikinci kaptanı, bir yıldır gemide üçüncü kaptanlık yapan görev arkadaşlarına; bilgi, tecrübe ve deneyimlerini, onunla birlikte yaşayarak ve sorunları birlikte çözerek öğretselerdi, 264 gencecik insan hayatını kaybetmemiş olacaktı.
"Seni işe aldık, hayırlı olsun" la iş bitmiyor. Her çalışanın mesleki gelişimini takip etmek, onları uygun birer mentöre emanet ederek, yetişmelerini sağlamak ve takip etmek bizim asli görevlerimizdir. Bu görev; sadece İ.K. uzmanlarının görevi değil, her departman amirlerinin de görevidir aynı zamanda. Ne diyordu Şeyh Edibali Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi'ye "İnsanı Yaşat Ki, Devlet Yaşasın"